Bu Nisan ayı, ikonik Superstar modelinin 51. Yıldönümü! Yıllardır giymeye doyamadığımız bu harika modelin biraz da tarihini öğrenelim!

Superstar’ın aslında bu noktada Supergrip modeline hatırı sayılır bir teşekkür borcu var. 1965 yılında tasarlanan Supergrip modeli, adidas’ın ilk basketbol işlevli ayakkabısıydı. Sonrasında ekipmanı ve özellikle tabanındaki basketbol odaklı değişikliklerle Supergrip’in bir üst modeli olan Superstar 1970 yılında piyasaya sürüldü.

adidas Supergrip

60lı yılların sonunda, basketbol ayakkabısı piyasasında büyük bir boşluk vardı. Piyasada kullanılabilecek tek ayakkabı ünlü basketçi Chuck Taylor ile işbirliğinde olan Converse modelleriydi. Zamanın kanvas ayakkabıları, oyun sırasında ani hareketler ve kesikler yapma ihtiyacına karşı zayıf bir kavrayışa sahipti. Oyuncuların ayak bileklerini ve dizlerini rutin olarak yaralamaları sebebiyle, Chris Severn ve tasarım ekibi, kanvas yerine deri üst kısmı olan bir performans ayakkabısı üretmek için çalışmalara başladı. Ayakkabının üretiminde kullanılan deri, kanvastan çok daha sıkı bir tutuş etki edecek, böylece oyunculara ek koruma sağlayacaktı. 1970 yılında “shell” burnu ve kenarında imza niteliğinde belirgin üç çizgisi ile adidas Superstar piyasaya sürüldü. Superstar’ın piyasaya sürülmesinin ardından Severn, tek başına spor salonlarını ziyret ederek, oyuncuları ve antrenörleri bu yeni modeli denemek için ikna etmeye çalışmaya başladı. Oyuncular Superstar’a yeni bir şans verirse, alışkın oldukları modellerden çok daha iyi olduğunu göreceklerini biliyordu. “Tüm yaşamları boyunca kanvas ayakkabı ile oynamışlardı; Superstar onlara tamamen yabancı görünüyordu.” dedi Sneaker Wars isimli kitapta. Kimse bu kanvas ayakkabıları giymek için para almıyordu; sadece bir alışkanlıktı.

San Diego Rockets

San Diego Rockets takımının yöneticisi Jack Mcmahon, üç oyuncusunun ayakkabıya bağlı sakatlık yaşamasının ardından Severn ile iletişime geçti ve oyuncularını maç esnasında Superstar giymek için teşvik etti. “Salona girdiklerinde, hepsi üç şeritli ayakkabıyı giyiyorlardı” diye hatırladı. “Bu gerçek bir heyecandı ve izleyici arasında büyük bir merak uyandırdı.”

Kareem Abdul Jabbar

San Diego Rockets o dönemde başarılı bir takım değildi, ancak farklı şehirlerde oynadığı her maçta Superstar modeli için taze kitleler oluşturdu. Severn ayakkabılar hakkında telefonlar almaya başlamıştı. Çok değil, iki yıl içinde Superstar modelini, 1969’da NBA Şampiyonasını kazanan Boston Celtics takımında birçok oyuncu giyiyordu. Bu durum hızla adidas’ın lehine dönüyordu. Ürünün piyasaya sürülmesinin ardından dört yıl içinde, ABD’deki profesyonel oyuncuların yaklaşık yüzde seksen beşi adidas’a geçti. Severn, Superstar’ın ligin en başarılı oyuncuları tarafından da tercih edilmesini istiyordu. 1976’da, o zamanlar ligdeki en büyük isim olan Kareem Abdul-Jabbar’ı yıllık 25.000 dolarlık bir sözleşme ile imzaladılar ve adidas tarafından sözleşmeli olan ilk basketbol oyuncusu oldu.

Superstar’ın piyasaya sürülmesi ve hızla yükselmesinin ardından adidas, tüm basketbol piyasasını domine etmeye başladı. Ancak Superstar modeli artık performans ayakkabısı olarak anılmayacaktı. 1980lere doğru, basketbol marketine yeni ayakkabıların da giriş yapmasıyla beraber yön değiştirerek gerçek anlamını bulmaya başladı. Model içeriğini düz derilerden; keçe ve süetlere kaydırmaya başlayan adidas; daha günlük bir tasarıma geçmeye başladı.

Run-DMC

80lerin ortaları da, Run-DMC dönemin en popüler hip-hop grubuydu. Grubun konser biletleri yok satıyordu. Grammy adaylığı alan ilk rap grubu olmasının yanında MTV’de klipleri gösterilen, Rolling Stone’un kapağında yer alan ve Live Aid’de performans sergileyen ilk rap grubu da onlardı. Sınırsız başarı ve mükemmel şarkıları, kendileri hakkında konuşulan tek şey değildi. Çığır açan tarzları, deri “glam rock” kıyafetleri ve tabii ki adidas ürünleri.. Baştan aşağı adidas eşofman takımları ile kombinledikleri Superstarlarını bağcıksız ve dil kısmı havada bir şekilde kullanarak gerçek bir akım başlattılar. Bu akımın üstüne 29 Mayıs 1986 yılında çıkarttıkları “My adidas” şarkısı ise tarzlarının imzası niteliğindeydi. Bütün fanları konserlerine baştan ayağa adidas takımları ile katılıyordu. Ayakkabılar artık performans için değil, günlük hayatlarında bir yaşam tarzı olarak kullanılıyordu.

adidas’ın satışlarında yaşanan patlama, dönemin temsilcisi Angelo Anastasio’nun dikkatini çekti ve New York Madison Square Garden’da gerçekleşecek olan Run-DMC konserine katıldı. Tarihe tanıklık ettiğinin farkında değildi, konser esnasında grup üyeleri “Hey salondaki herkes! Eğer ayağınızda adidas’larınız varsa çıkarın ve havaya kaldırın!” dedi. O akşam biletleri tükenen Madison Square konserinin tüm katılımcıları, yaklaşık 40.000 kişi ellerindeki adidas ayakkabılarını havaya kaldırarak konseri izledi. adidas, Run-DMC’yi yanına alarak sadece iyi bir ticari karar almakla kalmadı, aynı zamanda normdan uzak bir zamanda, hip-hop kültürünün popülerleşmesinde de öncülük etti. Hip-hop o zamanlar bugün olduğu kadar popüler bir akım değildi ama adidas bunu gençliğin müziği haline getirdi. Run-DMC ve adidas arasındaki anlaşma, ileriki yıllarda hip-hop sanatçıları ile birlikte devam ettirilecek diğer iş birliklerinin de öncüsü oldu. Rapçiler şu anda sneaker kültürünün en büyük destekçileri. Run-DMC olmasaydı, bugün belki de adidas’ın Kanye West ile bir anlaşması olmazdı.

Son elli yılda, adidas Superstar neredeyse akla gelebilecek bütün renk ve modellerde piyasaya sürüldü. Sayısız sanatçı ile iş birliği yapıldı ancak tasarımı ve stili hep aynı kaldı. Basketbol ayakkabısı olarak piyasaya giriş yapan ve müzik dünyasını etkisi altına alan, zamansız bu sneakerın; performans ayakkabısından kültüre geçişi ve elliyi aşkın yıldır her yaştan, her tarzdan insanın ayağında olması değerini vurgular nitelikte. Run-DMC’nin superstarı “My adidas”ın otuz beşinci ve Superstar’ın elli birinci yılı kutlu olsun! Yeni renk varyasyonlarıyla hayatımızı neşelendirmeye devam etsin!