Altı yıl Roma’da yaşadıktan sonra 2012 yılında Berlin’e taşınan Francesca, o dönemde gazetecilik stajı yaptığından ve film festivalleri için sık sık ülke değiştirdiğinden bahsederek başladı hikayesini anlatmaya. “Bağımsız filmler ve sanat evleri ile her zaman ilgiliydim, bu yüzden festivaller benim için adeta birer cennet gibiydi. Dünya’nın her yerinden sinemalara zar zor gelen ve ender bulunan inciler gibi olan filmleri izleyebiliyordum.”

Kültürünü ve özgürlüğünü deneyimleyebilmek için Berlin’e taşınan ve yaptığı işin daha fazlasını her açıdan bilmek isteyen Francesca, festival ve film endüstrisinde de staj ve bazı gönüllülük faaliyetlerinde bulunmuş. Kariyerinde seçtiği yolu “Bu dönemde zevklerim ve ilgilerim artarken, gazeteciliğin benim için sinemaya daha yakın olmanın bir yolu olduğunu ama kariyer yolum olmadığını da fark ettim. Bu yüzden Uluslararası festivallere katılırken keşfedebildiğim olağanüstü filmleri sinemaseverlere ve insanlara ayrıcalıklı bir şekilde sunmak istedim.” sözleriyle paylaştı. Tutkusunu, vizyonunu ve deneyimini yaşadığı şehir Berlin’de bir araya getiren ve bir film festivali yapmaya karar veren Francesca bu sayede festival kurucusu ve sanat yönetmeni olarak ilk adımlarını attı. Böylece yeni yönetmenlere odaklanmaya karar verdiğinden, güçlü ve kişisel bir sinema vizyonuna sahip, ifadelerinde özgür ve kendi estetik ve dil araştırmalarıyla yeni yönetmenleri keşfedebilmek için bir platform kurma düşüncesinden bahsetti. “Bu Visionär’ın başlangıcıydı.”

Ona bu süreçte destek olan ekip arkadaşlarını; “Ayrıca bu süreçte sinemaya yönelik vizyonumu ve tutkumu paylaşabileceğim birbirine yakın insanlardan oluşan bir ekiple işbirliği yapmak istediğim de açıktı. Bu ekip ağırlıklı olarak kadınlardan ve queer topluluğundan oluşuyor ve onlara arkadaşım demekten de memnunum.” sözleriyle tanıttı.

“ Visionärı büyütmek için farklı mekanlar ve organizatörlerle birlikte çalışıyoruz. Böylece bu konuya meraklı insanlardan oluşan hedef kitlemiz gün geçtikçe artıyor. Genel anlamda buna ‘başarı’ diyebilir miyiz bilmiyorum ama yine de daha yürüyecek uzun bir yolumuz olduğuna inanıyorum”. Francesca başarıyı yakalamak için kendi fikirlerinize inanmak, yetenekli ve destekleyici insanlar bulmak ve projenizi gerçekleştirecek irade ve kararlılığa sahip olmanın öneminden bahsetti. Kültürel projeler için fon ve bütçe bulmanın oldukça zor olduğunu ve dışarıdaki köklü projelerden nasıl ayrıştıklarını sürekli açıklamak zorunda kaldığından bahsedenken kaynak bulma girişimlerinin de genelde hayal kırıklığıyla sonuçlandığını anlattı. “Visionär çok sanatsal ve sinemaseverlere odaklanıyor, bende sinemada hikaye anlatmanın, dünyanın dört bir yanından insanları bir araya getirdiğine ve onları çeşitli kültürler, konular ve görsel dillerle temasa geçirebilme gücüne inanıyorum.

Kadınların mücadeleleri ve karşılaştıkları zorluklarla ilgili ise “Tarihte, kadınların erkeklerin doğuştan sahip olduğu ayrıcalıklara, ayrımcı dil ve toplum kurallarına ulaşma mücadelesini biliyoruz ya da bilmeliyiz. Ben de olduğum kişiyi seviyorum ve sadece bir etiketmişim gibi muamele görmek istemiyorum. Kız kardeşlerime, dünyayı daha eşit bir yer haline dönüştürmek için sürekli mücadele ettikleri için minnettarım, bu küçük ve büyük çapta bizim savaşımız.” sözleriyle cevap verdi.

“Bizler sadece yetenekliyiz!”

Production; Berk Karaoglu
Photography; Edge Berlin
Anil Ayhan
Nazli Deniz
Bengi Cos

Creative Direction; Eva Mikelatou
Styling; Camix Pailler
Make up; Cansin Böhme